Düğme

Durdurma düğmesi, duraklatma düğmesi olmalı. Küçük molalara ihtiyacımız var. Yapmamız gereken onca iş yükü altında ezilirken, mola saatlerini büyük heyecanla beklerken, yaptığımız şeyden o kadar bıkmış ve bunalmış bir durumda iken ne kadar güzel olurdu bir duraklatma düğmesini kullanma hakkımız olması. Sadece yaptığımız işe ara vermemizi sağlamakla kalmayacak, tüm yaşamdan, dünyadan kısa bir süreliğine de olsa izin almamızı sağlayacak ve bizi bu dünyadan soyutlayacak bir düğme. Çok şey mi istiyorum? Sadece bir swich bir düğme bir buton. Her neyse işte, ondan istiyorum.
Rutine bağlanmış yaşamdan korkuyorum. Yeni şeyleri ve heyecanları unuttuğu gün insan yavaş yavaş içindeki çocuğu da öldürmeye başlar. Rutine bağlamak iyi değil benim gözümde. Her şeyin sürekli bir kısır döngü içinde devam ettiği, yeniliklerin nadir görüldüğü ve daha kötüsü bu duruma alışılmış bir yaşam en kötüsü. Kimi zaman böyle rutinlere bağlanıp kalıyoruz. İş ev iş ev. Böyle zamanda eminim herkesin ihtiyaç duyduğu şey bu düğme. Sadece zamandan ve mekândan soyutlayacak bir düğme değil. Tabi ki daha fazlası. Sizi dertlerinizden ve sıkıntılarınızda, işlerinizden ve çevrenizden, psikolojik ve sosyal tüm düşüncelerden soyutlayacak bir düğme. Sizi sizden alacak, kendinize yabancı kalacağınız yaşadığınız hayata yabancı kalacağınız bir bakış açısı sunan bir düğme. Oturup düşüneceksiniz: Bu yaşam benim mi? Nasıl dayanıyorum diye kendinize sormadan edemeyeceksiniz.

Sahip olsaydınız böyle bir düğmeye. Kullanmak nasıl bir deneyim olurdu.

Ayrıca bunları de beğenebilirsin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir